Biyolojik lifting, yaş alma ve yerçekiminin etkisiyle gevşeyerek aşağı doğru sarkan yüz dokularını, cerrahi bir operasyona gerek kalmadan yukarı taşımak (kaldırmak) amacıyla uygulanan modern bir gençlik aşısı sürecidir. Bu yöntem; yüksek yoğunluklu saf hiyalüronik asit ile cildin savunma sistemini ve elastikiyetini destekleyen özel bir şekerin (Trehaloz) kombinasyonundan oluşan formülün, yüzün taşıyıcı bağ noktalarına enjekte edilmesi prensibine dayanır.
Biyolojik Lifting Aşısı Ne İşe Yarar ve Faydaları Nelerdir?
Yüzümüzün genç ve kalkık görünmesini sağlayan unsurlar, cildin alt katmanlarında yer alan ve dokuları kemik yapısına sabitleyen “biyolojik asıcı bağlar”dır. Yaşlandıkça bu bağlar gevşer, esner ve üzerindeki yağ yastıkçıklarıyla birlikte aşağı doğru yığılmaya başlar. Bu durum yanakların sarkmasına, çene hattının bozulmasına ve nazolabial dediğimiz burun-ağız kenarı çizgilerinin derinleşmesine yol açar.
Biyolojik lifting aşısı, tüm yüze yaygın enjeksiyon yapmak yerine, yüzün anatomik olarak en kritik 6 stratejik asıcı bağ noktasına uygulanır. Bu noktalara yerleşen aşı, bağların hücresel düzeyde sıkılaşmasını ve yeniden gerilmesini sağlar.
Uygulamanın cilt üzerindeki temel faydaları şunlardır:
Vektörel Lifting (Yukarı Taşıma): Sarkan yanak dokusunu ve çene kontürünü ameliyatsız bir şekilde yukarı doğru asar.
Derin Hücresel Nemlendirme: İçeriğindeki özel bileşenler sayesinde cildin nem tutma kapasitesini en üst seviyeye çıkararak kuruluk kaynaklı kırışıklıkları açar.
Doğal Gençleşme İllüzyonu: Yüz ovalini toparlayarak kişiye kilo vermiş gibi fit, dinç ve dinlenmiş bir profil görüntüsü kazandırır.
Biyolojik Lifting Nasıl Yapılır?
Klinik şartlarında uygulanan bu prosedür, yüzün sarkan alanlarının ve yerçekimine yenik düşen vektörel noktalarının uzman hekim tarafından milimetrik olarak belirlenmesiyle başlar. Yüzün sağ ve sol tarafında belirlenen 6’şar adet stratejik enjeksiyon noktası işaretlenir.
Uygulama öncesinde hastanın konforunu sağlamak adına belirlenen bu noktalara uyuşturucu kremler sürülür. Cilt tamamen temizlenip steril hale getirildikten sonra, çok ince uçlu mikro iğneler yardımıyla özel aşı formülü doğrudan bu taşıyıcı noktalara enjekte edilir. Yüzün orta ve alt bölümlerini hedef alan bu işlem, toplamda sadece 12 küçük noktadan tamamlandığı için son derece pratik ve konforludur. İşlem sonrasında herhangi bir kesi, dikiş veya bandaj uygulaması gerekmez.
Biyolojik Lifting Etkisini Ne Zaman Gösterir ve Kalıcılığı Ne Kadardır?
Uygulamanın en sevilen özelliklerinden biri, enjeksiyonun hemen ardından yüzün yukarı doğru toparlanmaya başladığının aynada fark edilebilmesidir. İlk günlerde başlayan bu lifting etkisi, aşının doku altında su tutması ve asıcı bağları uyarmasıyla birlikte 2. ila 4. haftadan itibaren maksimum seviyeye ulaşır. Cilt günden güne daha parlak, gergin ve pürüzsüz bir hal alır.
Biyolojik lifting uygulamasının kalıcılık süresi kişinin metabolizma hızına, yaşına ve cilt yapısına bağlı olarak genellikle 12 ila 18 ay arasında değişiklik gösterir. Yılda bir kez yapılacak düzenli seanslar sayesinde yüzün aşağı doğru sarkma hızı biyolojik olarak yavaşlatılır ve elde edilen gergin form uzun yıllar korunabilir.
Seans Sayıları ve Aralıkları Nasıl Planlanır?
Biyolojik lifting aşısı, yüksek yoğunluklu yapısı sayesinde yoğun seans protokolleri gerektirmeyen, zamanı kısıtlı kişiler için son derece ideal bir uygulamadır.
Cildin yıpranma ve sarkma derecesine göre genellikle 1 ay arayla yapılan 2 seanslık bir kür programı, optimal sonuçların elde edilmesi için yeterli olmaktadır. Hafif gevşemelerde veya koruma amaçlı genç yaş gruplarında tek seanslık uygulamalarla da çok başarılı sonuçlar alınabilmektedir.
Tedavinin Yan Etkileri Nelerdir?
Uzman bir hekim kontrolünde, doğru anatomik noktalara ve steril klinik koşullarında uygulanan biyolojik lifting, vücudun biyolojik yapısıyla tamamen uyumlu içeriklere sahip olduğundan son derece güvenli bir süreçtir.
İşlem bittiği an, sadece enjeksiyon yapılan 6 noktada sinek ısırığı benzeri hafif bir kabarıklık, pembelik veya dokunulduğunda hafif bir hassasiyet görülmesi normaldir. Bu küçük kabarıklıklar aşının o odakta çalışmaya başladığının göstergesidir ve genellikle 24 saat içinde kendiliğinden tamamen eriyerek pürüzsüzleşir. Noktasal çalışıldığı için yaygın morluk veya yaygın ödem riski neredeyse yok denecek kadar azdır.
Sık Sorulan Sular
Biyolojik lifting yüzümü şişirir mi veya ifademi değiştirir mi? Hayır; bu uygulama bir dolgu işlemi değildir. Amacı yüzü öne doğru hacimlendirerek şişirmek değil, sarkan dokuyu olduğu yerde gererek yukarı taşımaktır. Bu yüzden yüzün doğal ifadesi ve mimikleri tamamen korunur, yapay bir görüntü oluşmaz.
İşlem çok ağrılı mıdır, ne kadar sürer? Uyuşturucu kremler ve sadece belirlenen noktalara çok ince mikro iğnelerle girilmesi sayesinde ağrı seviyesi minimum düzeydedir. Tüm enjeksiyon süreci genellikle 10-15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır.
İşlemden hemen sonra işe veya sosyal hayata dönebilir miyim? Evet; klinikten çıktıktan hemen sonra sosyal ya da iş hayatınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Yüzde yaygın bir iz veya kızarıklık kalmadığı için işlemin yapıldığı dışarıdan anlaşılmaz.
Biyolojik lifting hangi yaş grubu için uygundur? Genellikle 30’lu yaşlardan itibaren yüz ovalinde gevşeme, yanaklarında aşağı doğru yığılma ve yorgun ifade hissetmeye başlayan tüm kadın ve erkekler için oldukça etkili bir yaşlanma karşıtı koruma ve lifting yöntemidir.
Tedaviden sonra nelere dikkat edilmelidir? İşlemden sonraki ilk 24 saat yüz yıkanmamalı, makyaj yapılmamalı ve enjeksiyon noktalarına sert masaj uygulanmamalıdır. İlk birkaç gün hamam, sauna gibi aşırı sıcak alanlardan ve ağır spordan uzak durulması; dışarı çıkarken yüksek faktörlü güneş koruyucu sürülmesi önerilir.
